Yediğiniz Domatesin Bir Öyküsü

Arabayla ya da otobüsle giderken çadırlar görürüz bazen. Sizi bilmem ama çok etkiler beni bu çadırlar. Hele yanında oynayan, güneşten kararmış bir çocuk ya da elini beline koymuş sonsuz tarlalara bakan bir kadın varsa daha bir burkulur içim. 

Sonra etrafa bakarım hiç elektrik kablosu yok, musluk yok... Televizyon, internet , gazete zaten lüksün nirvanasi onlar için. 

Peki bu insanlar nasıl ve neden yaşıyorlar buralarda? ... 

Mevsimlik işçi bunlar, ekmek parası için evlerini aylarca terk etmek zorunda kalan, susuz, elektriksiz, hijyen olmayan çadırlarda yaşayan insanlar. Ve bugün ne öğrendim biliyor musunuz? Bu göçmen çocuklar için en muhteşem hediye bisikletmiş. Neden mi? Çadırdan mümkün olduğu kadar uzaklara gitmek için, hayal kurabilmek için, başka türlü hayatların da var olduğunu unutmamak için... Çocuk olmak için...

Banyo ve tuvalet gibi temel ihtiyaçları dahi bulamayan bu insanlar, nedense toplum tarafından hep pis olarak görülüyor, elbiseleri pis , kendileri kokuyor... Su olsa kokmayacak ama yok..

Elden ne gelir ki ; bugün bu tarla, yarın başka bir tarla ...

Ve işte yediğiniz o domatesler bu insanların ürünü, onların el emeği...

Bundan sonra domates yerken bir daha düşünün bu insanları ve pis görmeyin onları... Ne emekler harcandığını, ne hayatlar yaşandığını unutmayın. 

Bayramı bile tarlada geçiren o çocukları görün...

Ismi lazım değil bir valinin dediği gibi; "şu çadırları yol kenarından çekin, görünmesinler" diyerek ötekilemeyin onları, yok saymayın...

Sevgi ve dua ile kalın

YORUM EKLE
YORUMLAR
Urartu12
Urartu12 - 2 ay Önce

Yüreğinizin hümanistliği kaleminizden dökülmüş. Hep iyi kalın