banner9

Abdullah İmamoğlu, ‘Halifelikten sonra ölüm uykusu’

Van FM'de yayınlanan Ziya Türk'ün hazırlayıp sunduğu Van Gündem Programı'nda stüdyo konuğu olan Köklü Değişim Dergisi Yazarı Abdullah İmamoğlu, halifeliğin kaldırılmasından sonra Müslümanların 90 yıldır ölüm uykusuna girdiğini söyleyerek, siyasetin İslam’ın özü olduğunu savundu.

VAN POSTASI GAZETESİ ÖZEL

Siyasetin İslam’ın özü olduğunu savunan Köklü Değişim Dergisi Yazarı Abdullah İmamoğlu, halifeliğin kaldırılmasından sonra Müslümanların 90 yıldır ölüm uykusuna girdiğini söyledi

Van’da bir konferansa katılmak için gelen Yazar Abdullah İmamoğlu, Van FM’de Ziya Türk’ün hazırlayıp sunduğu Van ‘da Gündem Programı’n konuğu oldu. 

Kısaca kendisini tanıtan ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren  İmamoğlu, “1981 yılında doğdum. Üniversiteyi yurt dışında bitirdim.  2007 yılında İstanbul Üniversitesi’nde ‘Hadis Bölümü’nde mezun oldum.  Köklü Değişim Dergisi’nde yazarlık yapıyorum.  Bu dergi birçok ilde temsilcilikleri olan bir yayın kuruluşu. 2014 yılın başlarında Ankara’da Abdullah İmamoğlu İle Tefsir-ul Furkan isimli sohbetlerimiz bulunuyor. ‘Sünnet İslami Hayatın Kaynağıdır’ ve ‘Müslümanın Siyasi İlmihali’ isimli iki eserim bulunuyor. Çağrıldığımız halde de Müslümanın dertleriyle derleniyoruz.  Bu vesileyle Van’a geldim.  Bizler, Köklü Değişim ailesi olarak her yıl farklı bir isim altında programlarımıza devam ediyoruz” dedi.

HALİFE BİR KALKANDI
Müslümanların halifeliğin kaldırılmasından sonra ölüm uykusuna girdiğini söyleyen İmamoğlu, “Müslümanlar özelikle hilafetin yıkılmasından sonra 90 küsur yıldır tabiri caizse bir ölüm uykusunda. Bitkisel hayata geri dönme umudu olan ama kısmı bir felç olan hasta gibi kolu kanadı kırılmış gibi. İslam coğrafyasına bakıldığı zaman, İslam ümmetti kan ağlıyor. İslam coğrafyasında ortalama her 9 dakikada bir Müslüman ölüyor, namusları kirletiliyor. İslam ümmeti öldü mü ölmedi, nefes alıp veriyor. Tespihi kıymetli yapan onun imamesidir, o olmadığı zaman bir anlam atfedilmez.

Hadiste diyor, “Halife bir kalkandır, onun arkasında korunur ve onunla birlikte savaşılır.  Şimdi bizler korunamıyoruz. Yer altı ve yer üstü kaynaklarımız bugün sömürgeci kâfirler tarafından işgal edilmiş.   Abdülhamit’i bunun için örnek verebiliriz, Filistin topraklarından bir karış bile alınmasına müsaade etmedi. ‘Vallahi vücuduma neşter vurulmasını yeğlerim ama İslam topraklarından bir karışını vermem” dedi. Bu çok önemli bir ifade, çünkü İslam’ı koruyan bir kalkan vardı. Kendi kanından daha aziz kılardı tebaasının kanını.  Bunun için bugün Müslümanların tekrar uyanması, hilafetiyle uyanması gerektiğini vurgu yapmak maksadıyla Köklü Değişim Dergisi, ‘uyanış zamanı’ dedik” ifadelerini kullandı.

HİLAFET, İSLAM’I TAKDİR EDEN DEĞERLERİN ADIDIR
‘Köklü Değişim’ ismiyle vermek istedikleri mesajı dile getiren İmamoğlu, “Değişimin yüzeysel ve satıh olmayıp köklü olması gerektiğini ifade ediyoruz. Vücudun kanserolojik olarak sarmış hastalığı tedavi etmeyi kast ediyoruz ‘Köklü Değişim’ ile.  Biz değişimin lokal değil de sistemsel olması gerektiğini, bugün üzerimizde egemen olan demokrasi ve laikliğin aslında hayatımızda yaşadığımız müşküllerin kaynağı olduğunu söylüyoruz.  Örneğin diyelim ki bugün ahlaklı mıyım? Ahlaklıyım, Hacca gittim mi? Gittim, Namaz kılıyor muyum? Kılıyorum, iktisadi olarak İslam neresinde? Faizle yönetiliyoruz. Bugün faizin egemen olduğu iktisadi hayat bize hâkim.  İçtimai hayatta Allah’ın sözü hâkim değil, ceza hukukunda Allah’ın sözü hâkim değil. Dedik ki hayatımızda kâmil anlamda tatbik edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Hilafet, İslam’ı temsil eden o değerin adıdır. Dolayısıyla çalışmayı ona endeksli yapalım” dedi.

AYRILIKLARIN NEDENİ HALİFESİZLİK
Müslümanlar arasındaki ayrılıkların nedeninin halifeliğin olmaması olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Onunla ilgili bir fıkıhtan bahsedeyim, Hâkimin hükmü ihtilafları ortadan kaldırır” deniliyor. Hollanda’da yaşadığım bir anekdotu dile getireyim. Pakistanlısı, Cezayirlisi, Türkü, Sudanlısı farklı günlerde oruç tutuyor. Ama Noel Bayramı’nda kâfirlerin hiç farklı günlerde bayramını kutladığını görmedim.  Hilafetin olduğu günlerde Müslümanlar hiç farklı günlerde oruç tutuğu görülmemiş,  çünkü ihtilafları ortada kaldıran bir merci vardı.  Müslümanların arasında suni sınırlar yoktu. Bugün Türkü ile Kürdü ile Çerkez’i ile bir araya gelemiyoruz. Bunun sebebi ise bugün bu ihtilafları ortada kaldıran bir merciinin olmayışıdır.  Bu anlamda hilafet makamı Müslümanların etnik kimliklerine bakmaksızın sahip çıkar ve korurdu.  Müslüman’ın Siyasi İlmihali kitabıyla bu konuyu gündeme taşımaya çalıştık” sözlerine yer verdi.

SİYASET İSLAMIN ÖZÜDÜR’
Siyaset Müslümanın hayatında olması gerektiğini aktaran İmamoğlu, “Lisede öğrendiğim ilk Arapça kelime ‘siyasetten Allaha sığınırım” olmuştu.  Bu kelime bugün yalanın, dolanın karıştığı, aldatmanın karıştığı, çirkefliklerin karıştığı bir siyasetten kast etmişlerse evet. Ama biz siyaset İslam’ın özüdür. Peygamberimiz “Bir peygamber ölür ardından Allah, yönetmesi için başka bir peygamber gönderdi. Lakin benden sonra peygamber olmayacak” derdi.  Sorulması gereken soru şu; “peygamberlerden sonra insanları kim siyasi edecek?   Başka bir hadiste ise “İnsanları halife yönetecek” der. Siyaset İslam’ın özünde var. Peki, bugün Müslümanlar neyle yönetilecek, Allah’ın hüküm ve kanunlarıyla mı? Yoksa beşeri kanunlarla mı? Bugün dünyada demokrasi ile laiklikle yani Allah’ın hükümleri dışındaki hükümlerle yönetiliyoruz. Bu kitabı buradan yola çıkarak kaleme almaya çalıştık. Halin ilminden hareketle bugün bizim halimizin ilmi namazdan ibaret değil, oruçtan ibaret değil. Bu tariften ibaretle bugün işgal edilmiş İslam toprakları bizim halimizi ilgilendiren bir mesele değil mi? ‘Müslümanların bugün başsız kalmış olmasından kaynaklı bu problemleri, başın icat edilmesiyle çözülecektir’ diye bir ifade hiçbir ilmihal kitabında yer almaz? Bu vebal değil mi? Namaz ’da Ettehiyyatü Duası’nda şehadet parmağımızın nasıl kaldıracağız diye bütün detaylar var, ama nasıl yönetileceğimizin detayları yok.  Müslümanın siyasi ilmihali var. Bugün siyasilerin kâfirlerle dostluk kurma hükmü nedir soruyorum.  Haramdır. Ayette kâfirlerle dost edinmeyin diyor. Bizde böyle bir kitabı Müslümanların gündemine sokmaya çalıştık.” dedi.

Kaynak: Van Postası Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER