banner9

2019-2020 Eğitim-Öğretim yılından beklentiler neler?

Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamasına göre 2019-2020 eğitim öğretim yılı bugün başladı.

2019-2020 Eğitim-Öğretim yılından beklentiler neler?

VAN POSTASI GAZETESİ ÖZEL

9. sınıf öğrencileri, ilkokul birinci sınıf, okul öncesi, imamhatip ortaokullarının 5'nci sınıf öğrencileri ve hazırlık sınıfı öğrencileri, yeni girdikleri ortama kısa sürede uyum sağlamaları açısından 5-6 Eylül tarihlerinde uyum eğitimi için okulda hazır bulunacak.

Okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5'inci sınıf öğrencileri, ortaöğretim kurumlarında eğitim ve öğretime başlayacak hazırlık sınıfı ve 9'uncu sınıf öğrencileri ile pansiyonda kalacak öğrencilerin, eğitim görecekleri okul hakkında bilgilendirilmesi, akademik ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesi, öğrencilerin yeni girdikleri eğitim ortamına kısa sürede uyum sağlamalarına katkıda bulunulması amacıyla 5-6 Eylül 2019 tarihlerinde uyum eğitimleri yapılacak.

Konuyla ilgili Van Postası Gazetesine Konuşan Eğitim Bir Sen  Van Şube Başkanı Ali Uca 2019-2020 Eğitim Öğretim yılını değerlendirdi. Başkan Uca eğitimciler olarak beklentilerini açıklarken, "Sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması, sözleşmeli öğretmenlere verilen sözler yerine getirilmesi gerektiğinin söyledi.

EĞİTİMCİLERE HİZMET TAZMİNATI ÖDENMELİDİR
İstihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik sistemi hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uca, “Başta ilimiz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, istihdamda güçlük çekilen yerlerde en büyük eğitim sorunu istikrarlı istihdamın sağlanamamasıdır. Eğitim çalışanlarına, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları hâlinde illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmelidir. İstihdamda zorluk çekilen bölgelerde kadro istikrarı sağlamanın yolu cebri uygulamalar değil, teşviki yöntemlerdir. “dedi.

UYGUN YENİ BİR ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME SİSTEMİNE İHTİYAÇ VARDIR
Öğretmen atama ve yer değiştirme sistemi mağduriyet oluşturmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğinin söyleyen Uca, “Devletin eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğunu, eğitim sisteminin ağır yükünü omuzlamış olan Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışma zamanını eğitimden ziyade personel iş ve işlemlerine hasretmek zorunda kalmasının sebebi, sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası geliştirilememiş olmasıdır. Öğretmenlerin il içi ve iller arası yer değişikliği taleplerinin yerine getirilememesi, motivasyon kaybının yanında mesleki yabancılaşma, psikolojik rahatsızlık, eğitimin niteliğinin artırılamaması, çalışma barışının bozulması gibi sorunlara yol açmaktadır. “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci: Tespitler ve Bir Model Önerisi” odak analizimizde ortaya koyduğumuz gerçekler ışığında, talepleri azami ölçüde karşılayacak, mağduriyetleri önleyecek, adil, hakkaniyete uygun yeni bir atama ve yer değiştirme sistemine ihtiyaç vardır.” Diye konuştu.

EĞİTİMDE’Kİ ADALETSİZLİKLER GİDERİLMELİ
Ek ders esaslarındaki adaletsizlikler giderilmeli diyen Uca, “Ders ücretleri artırılmalıdır. Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen değiştirilmemiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esaslarında, değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları ivedilikle giderilmeli, ek ders birim ücreti artırılmalıdır. ”ifadelerini kullandı.

EĞİTİMCİLERE YÖNELİK ŞİDDET ENGELLENMELİ
Eğitim kurumu yöneticiliği liyakate dayalı, sürdürülebilir bir sisteme kavuşturulması gerektiğinin altını çizen Uca konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğitim kurumu yöneticiliği profesyonel bir meslek olarak tanımlanıp, münhasır kadrolar üzerinden kazanılmış hakların korunduğu bir düzlemde liyakat ve mesleki ilerleme ekseninde yeniden kurgulanmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır. Öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak, bütünsel bir yasal düzenlemeye dayalı bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ihtiyaç vardır. Öğretmenlik mesleğinin bütün veçhelerini kapsayan sistematik bir düzenleme olmaksızın, çok parçalı yapı altında mesleğin statüsünün artırılarak niteliğinin geliştirilmesinin sağlanmasının mümkün olmadığı, meslek mensuplarının mesleği ifa süreçlerinin sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Öğretmenliğin profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi ve mesleki standartlara kavuşması isteniyorsa, öğretmene destek niteliğinde, mesleki gelişimini ve özerkliğini sağlayacak bir meslek kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır. Eğitimcilere yönelik şiddet engellenmeli, caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun hâline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmıştır. Bu şiddet sarmalına karşı eğitim çalışanlarını koruyacak, şiddete karşı caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalı, Bakanlık bu konuda sorumluluk üstlenmelidir.” 

OKULLARIN ÖDENEK İHTİYACI KARŞILANMALI
Yöneticiler velilerle karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini anımsatan Uca, “İlköğretim kurumlarının Bakanlıktan ya da mahalli idarelerden doğrudan ödenek alamamaları;  okul yönetimlerini kamu kaynaklarının ve bu kaynakları harekete geçirme mekanizmalarının yetersiz kalmasıyla velilerle karşı karşıya getirmektedir. Buna ilaveten okul yönetimlerinin bir yandan okullara bağış konusunda kamuoyu ve idare baskısı altında ve soruşturma tehdidi karşısında bırakılması, diğer yandan zorunlu cari harcamalar için kaynak bulma yükümlülüğüne sokulması, hem eğitim-öğretime zarar verip bu sorunu okullar arası başarı farklılığının bir unsuru hâline dönüştürmekte. Hem okul yöneticilerine yönelik hukuksuz, haksız ve adaletsiz uygulamalara ve mağduriyetlere kapı aralamakta hem de yönetici/öğretmen ile öğrenci velilerini karşı karşıya getirerek okul iklimini ve okul-veli iş birliğini zedelemektedir. Okulların kendi kullanımlarına sunulmuş herhangi bir ödenekleri olmadığı dikkate alındığında, zorunluluk arz eden mal ve hizmet alımlarının ne şekilde karşılanacağı sorunu halen izaha muhtaç olup çözüm beklemektedir. Bu nedenle, okul bazlı ödenek tahsisi yapılarak personel dışı cari harcamaların yönetilmesi için ödeneklerin doğrudan okul idareleri tarafından kullanılması sağlanmalıdır.” dedi.

KIYAFET YÖNETMENLİĞİ DEĞİŞMELİ
Uca, “Kılık ve kıyafet özgürlüğü darbe kalıntısı yönetmeliğin boyunduruğundan kurtarılmalıdır. Darbe ürünü, demokrasiye ve insan haklarına aykırı kılık ve kıyafet yönetmeliğinin değiştirilmesi için ilk adımı atmak Millî Eğitim Bakanlığı’na düşmektedir. Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı tüm kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar, mesai saatleri içinde ve resmî görevlerinin ifasında, mevcut yönetmelik hükümlerine bağlı kalmaksızın, toplumca genel kabul görmüş esaslara göre kılık ve kıyafetlerini serbestçe seçebilmelidir. Bu konuda başlattığımız sivil itaatsizlik eylemi, talebimiz karşılanıncaya kadar devam edecektir." ifadelerine yer verdi.

İŞ-KUR ÜZERİNDEN PERSONEL İHTİYACI GİDERİLMELİ
Başarılı bir eğitim-Öğretim yılı dileyen Uca son olarak, “İlimizde geçen eğitim-öğretim sürecinde LGS ve YKS sınavları sonucunda önceki yıllara oranla başarılı sonuçlar elde edilmiş, özellikle de YKS sınav sonuçlarında önceki yıla göre her alan türünde ortalama 25 puanlık artış elde edilmiştir. TÜBİTAK proje başvurularında ve başarılarında çok ciddi yol katedilmiş ve ERASMUS proje uygulamalarında da önemli mesafeler elde edilmiştir. Mesleki ve Teknik okullarının birçoğunda döneme uygun ve iş bulabilme olasılığı yüksek olan birçok yeni alan açılmış ve ileriki süreçte bu okullara olan ilginin arttırılması sağlanmıştır. Yeni eğitim ve öğretim yılında eşleri birbirine uzak kalmaları nedeniyle mağdur olan öğretmen ve eğitim çalışanlarının aile bütünlüğü noktasındaki problemleri Sayın valimiz, vali yardımcımız ve il milli eğitim müdürümüzün ferasetleriyle çözümlenmiş ve eşlerin bir araya getirilmesi sağlanmıştır. Ortaöğretime öğrencilerin yerleştirilmesi sürecinde TEOG sisteminden sonra öğrencilerde bir gevşeme meydana gelmiş, nasıl olsa evime yakın okula giderim mantığıyla ders çalışma azimlerini kaybetmiş ve okula olan bağlılıkları azalmıştır. Bu nedenle sınavla öğrenci alan okul oranının hali hazırda yüzde 10 olan oranının yüzde 30’lara çekilmesi gerekir ki, öğrencilerde oluşan hevessizlik ve heyecansızlık tekrar yeni bir boyuta getirilebilsin. Yine eğitim ve öğretim süreci başlarken birçok okulda özellikle de pansiyonlu okullarımızda çok acil temizlik personeli ve güvenlik personeline ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili sayın valimize, milletvekillerimize, siyasilerimize bilgi verdik ve bu sorunun çözülmesi noktasında çok olumlu dönütler aldık. Kış mevsiminin yoğun olarak yaşanması sebebiyle özellikle de temizlik ve kaloriferci ihtiyacının yüksek olduğu ilimizde umarız ki en yakın zamanda İş-Kur üzerinden personel ihtiyacı giderilecektir.” şeklinde konuştu.
 

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2019, 12:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER