Geçmişinizden neden utanıyorsunuz? Bir dönem kötü günler geçirdiğiniz, düştüğünüz dip noktada yaşadığınız zorluklardan neden saklanıyorsunuz?
Bunu yansıtan ve hayatınızda yanınızda olan, o süreci sizinle birlikte yaşayan insanları; bugün toparladığınız artıların, edindiğiniz statülerin, girdiğiniz ortamların dekoratif eşyaları ve süsleri arkasına saklanarak görmezden geliyorsunuz. Burnunuzu kıvırıyorsunuz.
Hayat böyledir; düşeriz, kalkarız. Sahip olduğumuz her şey Allah’tandır. Bugün hâlâ hayatınızda sizin suretinizi hatırlayan, sizin için dua eden insanların olduğu bir dünyada; bir selamı, bir merhabayı esirgemek hangi ilerlemenin göstergesidir?
Ben de düştüm, ben de zorluklardan geçtim. Ama hiçbir insanı kazandığım kuruşlara, bulunduğum mekânlara değişmedim.
Geliştiğim ve tecrübe kazandığım süreçte, bulunduğum onlarca ortamda değerli insanlarla birlikte çalıştım, emek verdim. Beni ileriye taşıyan her eğitim, her başarı benim için bir kazanımdı. Buna karşılık bana bir şey katmayan, emeğimin karşılığını alamadığım her yerden tereddüt etmeden elimi çektim. Daha iyisini yapmak için cesaret gösterdim; kendi işimde, kendi hayatımda öz saygımı korumayı seçtim.
Buna rağmen bugün hâlâ karşılaştığım insanlara bir çay, bir kahve ısmarlayacak kadar sıcak ve samimi bir selamım var. Bu, zayıf olduğumdan ya da bir şeye muhtaç olduğumdan değil; insan olduğumdan ve her ne yaşanmış olursa olsun erdemli kalmanın, yaşanmışlıklar orada dört duvar arasında saygınlıgı gerektirir buna inandığımdandır. Olan yasanan herşey orada Eskiden nasılsam bugün de aynı samimiyetle, aynı saygıyla insanları karşılıyorum.
Elhamdülillah; gözümüz de gönlümüz de tok, karakterimiz de tok. Öyle zengin bir ailede, gözümüzün herhangi bir şeye kalacağı şekilde yetiştirilmedik. Bizi ekmeğin tadıyla değil, emeğin değeriyle büyüttüler. Bu yüzden soframızda ağırladığımız insanlarla ekmeği paylaşmanın, alın terinin anlamını bildik.
Bağlar kopar, araya mesafeler girer. Ancak gittiğiniz her yerde kalbinde dik duruşu olan insanlar, varlıklarıyla yanınızda olduklarını hissettirir. Ne var ki tanıdığım bazı insanlar hayatlarında bir statü değiştiğinde, bir yerlere geldiğinde ya da bir işte terfi aldığında yabancılaşmayı seçiyor. Selam vermek, bir merhaba demek büyük bir ayıp gibi yüzümüze çarpıyor. Çok yazık…
Kaç kuruşa satıldıysanız, o fiyatın karşılığına razı oldunuz.
Herkes hesabından hayır görsün, ne diyeyim. İlerlemek; yalnızca mevki, unvan ya da vitrin değildir. İlerlemek, daha karakterli bir yaşam sürebilmektir.
Daha karakterli yaşamanız dileğiyle...

