banner10

Cumhurbaşkanı Erdoğan sürpriz programda duyurdu: '5-6 ay içerisinde üretiyoruz'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İnsansız Hava Aracımızı biz ürettik rahatladık. Terörle mücadelemiz ondan sonra farklı olmaya başladı. Şimdi de üçüncü faza geçiyoruz ve üçüncü fazda insansız hava araçlarının çok çok önemli boyutta olanını 5-6 ay içerisinde üretiyoruz. Bu üretildikten sonra inşallah bu işi çok daha güçlü yapacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sürpriz programda duyurdu: '5-6 ay içerisinde üretiyoruz'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Atakule'de gençlerle bir araya geldi. Arada moderatör ya da sunucu olmadan gençlerle samimi bir sohbet gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu buluşması sosyal medya hesapları üzerinden de canlı yayınlandı.

31 Mart Pazar günü yapılacak olan seçimlerin beka sorununun öne çıktığı bir seçim olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörle mücadelede Türkiye'nin dört bir yanında nelerin olduğunu takip ediyorsunuz. Gerek içeride, gerek dışarıda bir mücadelemiz var. İçeride Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, dışarıdan Kandil'den yönetilen bir süreci takip ediyoruz. Mehmetçiğimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız olsun ciddi mücadele veriyorlar. İyi bir netice aldığımızı düşünüyorum, güvenlik güçlerimizin verdiği bu mücadele ile her geçen gün huzur ve refah ortamını yakalıyoruz. Güneydoğu ve Doğu adeta çukurlar, kanallar, tünellerle evlerden birbirlerine geçişler olmuştu. Bu dönemde de Çevre ve Şehircilik Bakanım, bugün de Ankara'da Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olan Mehmet Özhaseki oradaki sıkıntıları çözmekle görevliydi. Bütünüyle oradaki delik deşik edilmiş binalar, oraları yeniden tamamen kentsel dönüşümle ele alıp, oralarda yeniden yapılanma meydana geldi. Şu anda artık farklı bir Diyarbakır, Şırnak, Van, Mardin, Siirt var. Şu anda o bölgelerin eskisini bilenler bu şehirler nasıl inşa ve ihya edildi diye şaşar" dedi. 

Mardin'den geldiğini belirten bir genç, Mardin'de çok büyük değişiklikler olduğunu ve sosyal imkanlarının arttığını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, “Mardin'de kültür üniversitesi projeniz olabilir mi?” diye sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversitemizin kültürel bazda dil konusunda yaptığı değişimle Artuklu Üniversitesi orada bir açılımı kültürel bazda gerçekleştirdi. Sadece kültüre, sanata yönelik, çünkü oralardaki tarihi yapılanmaya baktığımızda geçmişiyle çok farklı bir şehrimiz. Bundan sonra çok daha iyi olacak. Mardin'de artık trafiğin yer altına alındığı imkanlar oluştu. Adamların derdi yatırım değil, devletten aldıkları parayı Kandil'e gönderiyorlardı. Bu para Mardin'de yaşayan insanlar için, yatırımlar için. Şimdi karşı tarafın bir adayı var. Nedir, teröre bulaşmış birisi. Bu konuda çok kararlıyız. Bundan önce olduğu gibi 3 sene, 5 sene bekle, acaba nedir ne değildir. Şimdi bütün bunlarla ilgili her şeyi elimizde hazır olarak tutuyoruz ve seçim sonucu neticelerine göre adımlarımızı atacağız. Mardin'de bu üniversitemizi, şu anda da öğrenci sayısı itibariyle çok ciddi bir artışı olan üniversite ve bu üniversite ile üniversitemizle birlikte dediğinizi de değerlendirilebilir. Yakında orada bir rektör ataması da yapılacak ve daha sonra Artuklu'da çok farklı bir adımı atabiliriz” cevabını verdi. 

“Türkiye'nin dijital yolculuğunda gençliği nerede görüyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, her şeyden önce dijital yolculuğun içinde bizzat gençliğin olduğuna dikkat çekerek, “Şu anda bizim jenerasyon sizler kadar bu yolculuğun içinde aktif yer almıyor. Sizler artık öncü olmaya aday konumdasınız. Çanakkale ile ilgili o hatırayı burada dile getirmiş olmanız da beni mutlu etti. Çanakkale gerçekten 15'lilerin, o tıp öğrencilerinin savaşta yer aldığı bir yer. Çanakkale'yi bilmeyen tarih bilemez, geleceğe kendini hazırlayamaz. Çanakkale'yi bilirsek kurtuluş mücadelemizin ne olduğunu anlarız. Bu bizim mesuliyetimizi daha da artırıyor. Her şey hazır gelip kucağımıza konmadı. Bunun için verilen bir mücadele var. Bu mücadele neticesinde şehitler verdik, gazilerimiz oldu. Bütün bunların sonucunda da bizler bu vatanı başta Çanakkale olmak üzere ele almış olduk. Şimdi düşünün 16 bin 500 kilometreden buraya geliyorlar. Niye geliyorlar? Ne var burada? Hesap başka. Eğer Çanakkale Boğazı başta olmak üzere burası geçilirse girilecek olan yer İstanbul'du. İstanbul öyle bir hedef ki, Konstantinopol olayını hazmedemeyişlerinin sebebi o. Ecdadımız buna imkan vermedi. Bunu başardıkları için o zamandan bu zamana hala bunu unutmuyorlar, hazmedemiyorlar. Hazmedemedikleri içinde orada 51 Müslüman'ı Cuma namazında ibadet esnasında şehit ettiler. Bunda batının sesi çıktı mı? Bu teröristi kalkıp da kötülemediler. 51 Müslüman orada camide ibadet esnasında şehit ediliyor ve ses yok. Biz bu dünyada kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Yolumuz ırak işimiz zor yapmamız gereken çok şey var. Sanatta, kültürde, ilimde, irfanda çok iyi konuma gelmemiz lazım” ifadelerini kullandı. 

“Teknoloji de çok ileri noktaya gelmemiz lazım” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Eğer biz ileri teknolojiyi yapamasaydık göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 20'yi halledebiliyorduk. Şimdi savunma sanayinde artık yüzde 65-70'lere dayandık. O zamanlar ihracat diye bir şey yokken şimdi ise savunma sanayinde 2.5 milyar dolar savunma sanayinde ihracatımız var. İnsansız Hava Aracı (İHA) almak için Bush'a söylemiştim, bize insansız hava aracı verin terörle mücadele yapıyoruz ama elimizde bu yok. Durdu durdu, '48 saatte istihbarat ile bu işi başlatalım' dedi. ‘İstihbaratta önemli ama bana bir insansız Hava Aracı verin ki hiç olmazsa terör örgütlerinin bulunduğu yerlerin koordinatlarını onunla tespit edelim ve bu koordinatları tespit ettikten sonra F-16'lar ile oraları vuralım' dedim. ‘Bunu çalışalım' dedi ve daha sonra bize gelen cevap kongreden izin çıkmadı. Bu arada da İsrail'den aldıklarımız vardı ve İsrail'den aldıklarımızda da İsrail arıza yaptığı zaman doğru dürüst bunun tamiratını yapmaz, parçasını vermez. Ne zaman ki biz İnsansız Hava Aracımızı ürettik ki hele hele Silahlı İnsansız Hava Aracımızı biz ürettik rahatladık. Terörle mücadelemiz ondan sonra farklı olmaya başladı. Şimdi de üçüncü faza geçiyoruz ve üçüncü fazda insansız hava araçlarının çok çok önemli boyutta olanını 5-6 ay içerisinde onu üretiyoruz, o üretildikten sonra inşallah bu işi çok daha güçlü yapacağız. Çünkü 5 ton ağırlığında bir İHA, bir tarafında 1.5 ton bir tarafında 1.5 tonluk bombaların olduğu, onlarla birlikte o zaman terörle mücadelemiz içeride ve dışarıda çok daha farklı bir şekilde gelişecek. Bunlar Türkiye'nin savunma sanayinde ileri teknolojide nereye vardığını göstermesi bakımından çok çok önemlidir” açıklamasında bulundu.  

Yerli otomobil açıklaması
Her türlü desteği, teşviki vermemize rağmen işi hafiften alıyorlar. İstediğim şey belli. Bizi oyalamasınlar. Yoksa başka arayışlar içine girme zorunda kalacağız. Biz bir an önce adımı atacağız. Gerekirse yurtdışından yatırımcılar bulacağız, Türkiye'den de ortak yatırımcılar vereceğiz. Burada hayata geçirmenin adımlarını atacağız. Onların ilmini alacağız, mesaimize de son sürat vereceğiz. Bizde altyapı var. Türkiye'de üretilenlerin birçoğu yüzde 80'i yüzde 90'ı yerli. Tüm mesele bu ülkenin evlatlarının millilik, yerlilik meselesidir. Ciddi manada inanmak meselesidir. Biraz gevşeme var. Şu seçimlerin ardından bunları masaya yatıracağız. 5 önemli firma imzaları attı. İmzayı attınız, başlayacaksınız. Ya başlayacaksınız ya başlayacaksınız. Başlamazsanız hesaplaşacağız.

Ankapark müjdesi
Ankaramızda da bir zamanların çevre ve şehircilik bakanı sayın Özhaseki bunun uygulamasını en güzel şekilde hayata geçirecek. Şimdi biliyorsunuz AnkaPark gibi onun başlayıcısı da Melih beydi, şimdi Mehmet beyle devam etti. 31'inin akşamına kadar… Ben şimdi sayın Özhaseki'den… Çok yoğun bir katılım oluyor. Sayın Özhaseki benim bir ricam olsa, oranın işleticileriyle görüşsen… Yani bu AnkaPark'ı 31 Mart akşamına kadar değil de, seçimi kazanacağınıza da inanıyorum. Bir Meclis kararı almak suretiyle 23 Nisan akşamına kadar AnkaPark'ı açık tutsanız, ücretsiz olarak değil mi? 23 Nisan'ı da orada kutlama fırsatı olsa… Böyle bir fırsatı verirsek inanıyorum ki hayır dualarını alırız…

CHP'nin adayı olan zat da Ankapark'a karşı çıktı. Nerede hayırlı bir iş yapsanız hemen bunlar karşımıza çıkıyor. İstemezük diyorlar. Birkaç ay içerisinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kütüphanemizi bitiriyoruz. Benim şimdi büyük kızım İndiana'da okurken, zaman zaman kendisini aradığımda neredesin kızım? Okuldayım. Bu saatte okul olur mu? Burada kütüphane 24 saat açık… Biz neden yapmayalım, biz de yapalım dedik. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne o muhteşem kütüphanesini yapıyoruz. İnşallah hepiniz oranın tadını alacaksınız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Cumhurbaşkanının terörist dediği Denizliler' ifadesine ilişkin şunları söyledi:
“Bunun muhatabı olarak kesinlikle ne bir HDP'ye ne diğer partilerin tabanına yönelik bir değerlendirme değildir. Bu tamamen yönetici kadrolarına yönelik bir ifadedir. Ben bu partilere oy verenlere terörist diyecek kadar vicdansız değilim. Siyasette benim 40 yıllık deneyimim, tecrübem asla böyle bir şeyi kabul etmez. Ama sözde İYİ Parti'nin başındaki hanım Denizli'de benim terörist vatandaşlarım işte size böyle diyen cumhurbaşkanı, Aydın'a geliyor aynı şeyi söylüyor. Türkiye hukuk devleti, avukatlarım vasıtasıyla kendine 250 bin liralık manevi tazminat davası açtım. Sadece onunla bırakmayacağım, aynı zamanda bu iş arkadaşlarım üzerinde çalışıyorlar, cezai bir süreci gerektiriyorsa ceza davası da açacağım. Vatandaşlarıma, terörist deme noktasına beni, şahsımı taşıyan bir anlayışa hukuk devleti içerisinde hakkım neyse bunu ararım. CHP için aynı şey geçerlidir. HDP içinde aynı şey içinde geçerlidir. Buradaki tamamen oy verenlerden çok yönetici kadrolarınadır. Yönetici olan eski genel başkanları, bölücü terör örgütünün başının heykelini dikeceğiz diyor, bir diğeri Kürdistan'da oyları filancaya batıda filancıya verin. Bölücülük yapıyor. Bu ülke eğer anayasal hukuk devletiyse, hukuk devleti içerisinde herkes yaptığı konuşmasından tüm eylemlerine varıncaya kadar her şeyi bu çerçeve içinde yapmak zorundadır. Bay Kemal, Man Adaları ile ilgili bir şey çıkardı. Benim, ailemin burada paralarının olduğundan bahsetti. Davaları açtık ve ilk derece mahkemelerinden çıkan karar 2.5 milyona mahkum oldu. Şimdi istinafta. İstinaftan da teyit edildiği taktirde buradan gelecek olan 2.5 milyonu Mehmetçik Vakfına hibe edeceğim. Hedefimizde taban yoktur, tamamen tavan vardır. Kandil ile yönetimin irtibatı var. Kandil'den talimatları alırlar, Kandil'in talimatlarını da televizyon ekranlarında görüyorsunuz. Bu oyunu bizim bu seçimlerde bozmamız lazım.” 

'Ankara'ya 55 bin kişilik bir stadyum düşünüyoruz'
“Ankaragücü'nü takip ediyor musunuz?” sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, Ankaragücü'nün şu anda Ankara'nın Süper Lig'teki tek takımı olduğunu ve bir ara kötü gittiğini ancak şimdi toparlandıktan sonra da düşme hattından kurtulduğunu söyledi. “Temennim, Ankara'yı her halükarda özellikle de Süper Lig'de temsil eden bir takımın olmasıdır” diyen Erdoğan, “Mehmet Bey'in Büyükşehir Belediye Başkanı oluşuyla birlikte nasıl Kayseri'de her yıl muhakkak Kayseri'yi temsil eden Süper Lig'de bir takım bulundurduysalar, burada da Ankaragücü gerekli olan desteği alacaktır ve Ankaragücü'de şu anda durumunu korumak suretiyle Süper Lig'de Başkenti temsil edecektir. Ankara'ya, Eryaman Stadyumu'nu yetiştirdik. Ayrıca Osmanlıspor'un kendi stadyumu vardı. Ankara'ya şimdi çok büyük bir stadyum yapıyoruz. Biz burada başta bir hata ettik ama böyle de olsa bunu yapmak zorundayız. 55 bin kişilik bir stadyum düşünüyoruz. Onun üzerinde çalışacağız. Onun düşünmemizin sebebi, burada bir dünya kupası veya Avrupa kupası olması halinde hepsi İstanbul şeklinde değil ama Ankara-İstanbul arası böyle bir durum söz konusu olabilir diye böyle dev bir proje yaptık. Bu stadyumun altındaki tüm alışveriş yerleriyle ve bunun çevresindeki spor kompleksleri ile beraber Başkent çok ciddi bir komplekse sahip olsun istedik. Proje de çok güzel. Lansmandaki görüntüler büyüleyici. Temenni ediyorum ki, Ankara böyle güzel bir stadyuma sahip olduktan sonra Ankaragücü'de onunla birlikte, Ankaragücü'nün çok ciddi bir seyirci potansiyeli var. Türkiye'de birçok şehirde ve kulüpte böyle bir seyirci potansiyeli yok” ifadelerini kullandı.  

"Meclis listelerinden sızma hareketi yapıyorlar"
Muhalefet partilerinin HDP gibi terör bağlantılı bir partiyle ittifak yapmasına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, HDP'nin PKK'nın siyaset kanadı olduğunu belirtti. HDP'nin zaman zaman siyaset kanadı olmayı dahi hazmedemediğini ifade eden Erdoğan, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın "Biz sırtımızı YPG-YPJ-PYD'ye dayıyoruz" sözlerini anımsattı. Aynı şekilde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın bölücü terör örgütünün heykelini dikecekleri beyanlarını da hatırlatan Erdoğan, "Bu adamlar şirazesinden çıkmış. Bunlara oy veren kardeşlerimizi uyarmamız lazım, uyaralım ki bu yanlışın içerisine düşmeyelim. Bir tanesi çıkıyor 'Kürdistan'da oylar HDP'ye, batıda da AK Parti ve MHP'ye kaybettireceğiz' diyor. Benim ülkemde Kürdistan diye bir bölge var mı, yok. Bu ifade 780 bin kilometrekarelik bizim bu vatan topraklarını bölme operasyonudur ve bu ecdada ihanettir. Kürdistan var, Irak'ın kuzeyinde var. Eğer sen Kürdistan'ı çok seviyorsan al yanına da senin gibi düşünenleri beraber defol git Kuzey Irak'ta Kürdistan bölgesinde yaşaya" şeklinde konuştu. 

Muhalefetin "kimseyle bir pazarlığımız yok" dediklerini söyleyen Erdoğan, "Hepsi pazarlık odalarında yakalandılar, yakalanıyorlar. Şu anda Meclis listelerinden sızma hareketi yapıyorlar. Örneğin Ankara'da niye aday göstermediler, İstanbul'da niye aday göstermediler, İzmir'de niye aday göstermediler? Bu oradaki malum ittifak yaptıkları siyasi partilerle onları zayıf düşürmemek için aday göstermeme yoludur" dedi.

"Kahvesini yudumlayarak takip etti" 
15 Temmuz darbe girişimine değinen Erdoğan, o gün saat 23.15'te CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Atatürk Havalimanı'na indiğini ve FETÖ'cülerin kendisini alarak Bakırköy Belediyesine götürdüklerini, gelişmeleri belediyede kahvesini yudumlayarak takip ettiğini söyledi. FETÖ'cülerin cezaevinde yargılandıklarını aktaran Erdoğan, kaçanları izlediklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çözüm süreci olayında biz orada tepe noktadan öte tabanı bütünleştirme hareketi olarak, onlarla değil Dolmabahçe'deki benim çalışma ofisinde bütün bu ülkedeki kanaat önderlerini oraya davet etmek suretiyle oturup yaptık. Bunun içinde ilim adamları vardı, kültür sanat adamları vardı, iş adamları vardı, odaların temsilcileri vardı, onların da temsilcileri vardı. O toplantılarımıza katılanları yaklaşık 100 kişi civarında Güneydoğu, Doğu Anadolu'da çalışmalara gönderdik. Ama bunlar ne yazık ki orada alınan kararlara sadık kalmadılar ve bunu da hemen ilk seçimde filan gösterdikleri gibi dağlardaki gelen emre uymak suretiyle aldığımız kararların tamamen aksine hareket ettiler. Şu andaki zillet ittifakı bunlarla bizimki birbirine benzer bir şey değildi. İnşallah bu işleri çözeriz, çok daha iyi bir noktaya geliriz, Güneydoğu ve Doğu'da barış bölgeye tamamen hakim olur" ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu 7 Ağustos Yenikapı mitingine davet ettiklerini, Kılıçdaroğlu'nun son ana kadar gelmediğini, son anda ise gelmeye karar verdiğini anlattı.

"FETÖ'cülerin dershanesi için bileziğini satıyordu" 
Bir başka genç ise 81 ilde üniversitelerin yapıldığını ve gençlere yönelik çeşitli teşviklerin olduğunu belirterek, "Gençlerden beklentiniz nedir?" sorusunu yöneltti. Erdoğan, 76 olan üniversite sayısının 206'ya çıktığını belirterek, "üniversiteyi gençliğin ayağına götürelim, şehirlerimize götürelim" diye yola çıktıklarını kaydetti. Çocuğunu üniversiteye götürecek veya gönderecek durumda olmayan vatandaşların olduğunu söyleyen Erdoğan, "Zaten üniversiteye hazırlanırken o FETÖ'cülerin malum dershanelerinde ahırından davarını satıyordu, varsa kolundaki bileziklerini satıyordu, çocuklarını üniversiteye öyle hazırlıyorlardı. Biz bunu tersine çevirince artık üniversite ayağına geldi. Şimdi bakıyorsun Hakkari'de üniversite var, Ağrı'da, Şırnak'ta üniversite var. Üniversitenin olmadığı ilimiz yok. Bütün bunların yanında biz bir adım daha attık. Yurtlarımızın sayısını yoğun bir şekilde çoğalttık. 17 yıl önce 1 milyon 656 bin olan üniversite öğrenci sayımız bugün 8 milyon 31 bine ulaştı. Şimdi bizim sizden ne beklediğimizden öte biz diyoruz ki okuyun. Düşün, uygula, neticelendir, ondan sonra da siz bizden ne istiyorsanız isteyin. Çünkü biz şu anda bu konuda sizin önünüzü açma konumundayız, bu görevi biz yapacağız" dedi. 

Erdoğan, gençlerin burs istediklerini hatırlatarak, bursun yanı sıra kredi de alabileceklerini ve krediyi geri ödeme konusunda çeşitli avantajlar olduğunu kaydetti.  

''CHP burs, kredi olayını engelleyen bir CHP'dir''
Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Rabia Keser isimli öğrencinin yaşlılara, kadınlara ve çocuklara sosyal hayatta birçok kolaylık sağlandığını, fakat uygulamalar eleştirildiğinde bu durumun kendilerini olumsuz olarak etkileyip etkilemediğini sorması üzerine "Üzmez dersek yalan olur'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Belediye başkanlığı zamanında İstanbul'da biz bu uygulamayı yaptık. Şimdi düşünüyorum bir defa 65 yaşındaki benim amcam veya teyzemiz, gece herhalde 7-8'den sonra otobüse biner mi? Bir yere gidecekse gündüz saatlerinde gider. Ben o zaman arkadaşlarıma dedim ki, 'Bunlara özel bir paso versek ve bu saatlerde gidecekleri yere, onların hayır dualarını almamızı sağlamaz mı arkadaşlar?' Biz bu adımı artık o zaman. Sonra başbakanlığım döneminde bunu daha da yaygınlaştırdık. Buna katılmayan bazı CHP'li belediyeler oldu. İlk belediye başkanlığım döneminde burs olayına girdiğim zaman bunu Anayasa Mahkemesine CHP taşıdı. O zamanki Anayasa Mahkemesi bizim burs olayını yasakladı. Başbakan olduktan sonra bunu biz o dönemde tekrar gündeme getirdik ve burs, krediyi vermeye başladık. CHP'nin gençlikle münasebetleri noktasında aldananlar var. Bu CHP burs, kredi olayını engelleyen bir CHP'dir. Daha sonra biz mücadelemizi sürdürdük ve tekrar Anayasa Mahkemesinden de bunun önünü açtık, şimdi bunu Kredi Yurtlar Kurumu olarak da veriyoruz. Burada bizim yaşlılarımıza yönelik böyle bir yaklaşımı sağlamayan bir ana muhalefet var. Bunlar bizim her şeyimizi borçlu olduğumuz büyüklerimiz. Bunlara biz bu imkanları tanısak ne kaybederiz? Şu anda hızlı trenlerde bu tür destekleri veriyoruz. Bunlar engel olduğu zaman sadece üzülüyoruz.''

''Bu ülkede yapılanlar var, bunları nasıl görmemezlikten gelirsin? 
Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Hatay ziyaretinde Hatay'da baraj olmadığı açıklamalarına ilişkin, ''Geçen Hatay'a gidiyor. Hatay'da biz 6 baraj, 3 gölet yapmışız. Belediye başkanına soruyor; 'Burada diyor baraj var mı? Bu hükümet burada baraj yaptı mı?' diyor. Belediye Başkanı da 'Baraj yok ki' diyor. O da bunu çıkıyor anlatıyor. Bizim en başarılı olduğumuz alan, ki aklımda kaldığı kadarıyla 564 civarında baraj yapmışız biz bu dönem içerisinde. Yalancı olma, dürüst ol. Dürüst ol, niye yalan söylüyorsun? 17 yılda ne yaptınız ki diyor. 206 tane üniversite var bu ülkede. 76'dan aldık 206'ya çıkardık. Bunu inkar mı edeceksin? 6 bin kilometre bölünmüş yol vardı. Şimdi 26 bin kilometre bölünmüş yolumuz var, inkar mı edeceksin? Hızlı trenimiz var, inkar mı edeceksin? Belki de biniyor bilemem. Niye biniyor diye de sormam. Binmesinde fayda var. Bunların da faziletini görsün. Bu ülkede yapılanlar var, bunları nasıl görmemezlikten gelirsin? Onun için ne derlerse desinler'' değerlendirmelerinde bulundu.

''Etnik milliyetçiliği hizmet alanında yıkmamız lazım'' 
Diyarbakır'dan gelen bir öğrenci de, Diyarbakır'da çok büyük yeniliklerin yapıldığını kaydederek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sanayinin geliştirilmesi açısından herhangi bir plan olup olmadığını sordu. Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun da diğer bölgeler olduğu gibi Türkiye'nin toprakları olduğunu ve bu bölgelerin kalkındırılması için her türlü çalışmaların yapılacağını vurgulayarak, ''Diyarbakır'ın 20 yıl öncesini bilen birisiyim. Neydi ne oldu. Terör döneminde ne hale gelmişti, şimdi ne oldu? Bir önceki gidişimde, gelirken oranın kadayıfları meşhur. Bir tanesinde arkadaşlar duralım dediler, durduk. Bir anda orası yoğun bir ilgi alanına dönüştü. Çok dikkatimi çeken şey şuydu; 3 gidiş, 3 geliş. Bazı yerlerde 4 gidiş, 4 geliş. Gece aydınlatma olayı havalimanına giderken tek kelimeyle muhteşem olmuş bunlar. TOKİ'nin Diyarbakır'da yaptığı yatırımlar, yaklaşık 17-18 bini buldu. Dicle şu anda piknik alanları ile bambaşka hale geldi. Kurşunlu Camii'nin restorasyonu yapılıyor. Yapılacak çok işler var ama bizim derdimiz sadece Diyarbakır değil. Diyarbakır'ın bütün o çevrede olan iller önem arz ediyor. Şırnak'a da böyle yaptık. Güneydoğu'daki bütün illere gittim. Oralar da bizim topraklar. Diğer siyasilerin büyük bir çoğunluğu oralara gitmedi. Siirt'e gittik ve orada da yapılanmalar gayet güzel bir şekilde devam ediyor. Bütün bunlarla beraber Türkiye bu değişim dönüşümü yaşarken hala bunun farkında olmayanlar var. Bir şey daha var. Oyunu verirken hizmete bakmayıp, ideolojik yaklaşım içerisinde olanlar var. Ben Kürdüm, dolayısıyla sadece Kürde oy veririm. Ben Türküm sadece Türk'e oy veririm. Ben Lazım, sadece Laza oy veririm. Bana göre bu anlayış doğru bir anlayış değil. Etnik milliyetçiliği hizmet alanında yıkmamız lazım. Zira marifet iltifata tabidir. Bize en iyi hizmeti kim getirecekse ona desteğimi veririm'' dedi.

''İstediğimiz kadar milletvekili çıkmıyor diye Diyarbakır'ı bir kenara koyamadık'' 
Diyarbakır'a 33 bin kişilik bir stadyum yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Diyarbakır Belediyesinin önünde günlerce, haftalarca, aylarca anneler yattı, ağladı. Niye? 13, 14, 15 yaşındaki kızlar Kandil'e kaçırıldı. Onları orada taciz ettiler, hala aynı şeyler yapılıyor. Bakıyorsunuz ki bazıları hala bunlardan vazgeçemiyor. Sizin sorunuzun cevabı da burada. Ben buna üzülüyorum. Biz şehirlerimizin gelişmesine özellikle katkıda bulunuyoruz. Bu milletin imkanlarının buralara harcanmasını istiyoruz. Çünkü benim milletim niçin Batı'nın en gelişmiş ülkelerinde yaşayan insanlarının modern yaşam şekillerine ulaşmasın. Onlar geriliyor. Biz de aksine çıkıştayız. Farkımız bu. Geç de olsa onlar da bunu fark edecek. Şimdi oraya gidenler buraya geldikleri zaman benim ülkem değişti diyorlar. Eski Türkiye artık yok diyorlar. Eski Şırnak da yok, eski Siirt de yok, Diyarbakır da yok. Hepsi değişiyor. Bunlardan endişeniz olmasın. Diyarbakır'a muhteşem bir stadyum yaptık. Buradan bize istediğimiz kadar milletvekili çıkmıyor diye Diyarbakır'ı bir kenara koyamadık. Diyarbakır bu kadar nüfusa 33 bin kişilik bir stadyum yakışır dedik ve oraya kalktık stadyum yaptık, yapacağız'' şeklinde konuştu.  

“Ona da ‘diktatör' dediler, şimdi bize diyorlar”
Batı medyasında agresif bir siyasi aktör olarak yansıtıldığının söylenmesi üzerine Erdoğan, “Tilki yetişemediği üzüme koruk dermiş. Dün akşam televizyon yayınındaydım. 1922 yılındaki çıkış mücadelesinin olduğu dönemlerde Batı medyasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili tespitlerini gösterdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e o zaman söylediklerini şimdi bana söylüyorlar. Ona da ‘diktatör' dediler, şimdi bize diyorlar. Hazmedemiyorlar. Türkiye bu kadar kısa zamanda nasıl ayağa kalkar, nasıl olur da kendi insansı hava aracını üretir, nasıl olur da tankını, füzesini yapar, bunları çıldırtıyor. Biz bunları yapar durumda olmasaydık, Afrin operasyonunu yapamazdık, bunlar bize bir şey vermezdi. Cerablus'ta başarılı olamazdık. Bunlar elimizde olunca bunların hepsini yapar duruma geldik. Bütün sınırlarda hazır haldeyiz. Amerika bakalım verdiği sözde duracak mı? Rusya ile olan görüşmelerimiz, ayın 8'inde Moskova'dayım, orada görüşmelerimiz var. Artık Türkiye masanın dışından yönetilen değil, masada oturup konuşulan Türkiye. Türkiye buraya nasıl geldi, onları bu rahatsız ediyor. Bizim paramızla, ekonomimizle, kur, faizle oynamaları da bunların netice alabilecekleri alan olmaktan çıktı. Bu konuda biz başarılı olacağız. Pazartesi'den sonra 4,5 yıl biz önümüze bakacağız, yol haritamız, takvim belli, hepsini yoluna koymaya başlayacağız. Yatırımcılar bizden haber bekliyorlar, gel dediğimiz anda gelmeye başlayacaklar” diye konuştu.

“İçlerinde yürekli olanlar yapıyor, ben de onları alkışlıyorum” 
“Para civa gibidir. Civa kendisine uygun nereyi bulursa oraya hareket eder. Para böyledir. Kendisi için verimli olan yeri nerede bulursa para oraya kaçar” diyen Erdoğan, fizibıl olmayan yerde girişimcinin yatırım yapmayacağını söyledi. Erdoğan, “Şimdi Güneydoğu'ya gidip yatırım yapar mı yatırımcı. Benim ülkemdekiler bile yapmıyor, oraların insanı bile yapmıyor. İçlerinde yürekli olanlar yapıyor. Ben de onları alkışlıyorum” şeklinde konuştu. 

Türkiye'de ekonomi politikalarını yerel yöneticilerin belirlemeyeceğini söyleyen Erdoğan, “Biz bütün ekibimizle bunu biz belirleriz. Yerel yöneticilerin bunda en ufak bir katkısı yoktur. Tam aksine bazılarının çok ciddi borç karneleri zengin, bakalım o borçları nasıl halledecekler. Biz de merkezi yönetim olarak parayı iyi yönetmek zorundayız. Devlette yönetim anlayışında insan yönetimi, bilgi yönetimi, finans yönetimi çok önemlidir. Bu üç şeyi başardığınız sürece başarılı olursanız” ifadelerini kullandı.

“Evde hanımefendi ciddi manada sıkıştırıyor, her şeyi yememize müsaade etmez” 
Nasıl dinç kaldığının sorulması üzerine Erdoğan, “Artık yaş malum bir yere geldi. Mümkün olduğunca gayrimeşru olan herhangi bir durumumuz söz konusu değil. Sigara içmeyiz, alkol almayız, uykumuza dikkat ederiz. Bunlar olduğu zaman dinç duruyorsunuz. Şuanda kampanya sebebiyle sporumu yapamıyorum ama önümüzdeki haftadan itibaren spor faaliyetlerine devam edeceğim. Gıdamıza mümkün olduğunca dikkat ediyoruz. Evde hanımefendi ciddi manada sıkıştırıyor, her şeyi yememize müsaade etmez. Kendisi aynı zamanda alternatif tıpçıdır. Mümkün olduğunca dikkat ediyoruz ve bu şekilde de hayatiyetimizi devam ettiriyoruz. Sizler de sporu ihmal etmeyin” dedi.

“Öğrenciler için 3 Ç projesi var, çay, çorba, çamaşır” 
Ankaralı gençler için neler yapılacağının sorulması üzerine sözü Cumhur İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki aldı. Özhaseki, “Benim öğrenciliğim de uzun sürdü. Projeleri hazırlarken arkadaşlarımızla öğrencilerimizin neye ihtiyacı var diye uzun bir soru başlığı açıp, dersimize iyi çalıştık. Arkadaşlarımız 3 Ç projesi diye tarif ediyorlar, sizin tarif ettiğiniz çöp, çamur belediyeciliğine benzemiyor bizimki. Çay, çorba, çamaşır diye tarif ediyorlar. Sabah kahvaltı etmeden okula giden öğrenciler aç olarak öğlene kadar bekliyorlar. Bunu daha önce de yaptım, üniversite kapısında bir araç içinde çorba kupalarla, isteyen oradan bardağı ile çorbasını içebiliyor. Erciyes Üniversitesinin kapısına koydum, bir de defter koydum ne diyorlar diye, müthiş şekilde teşekkür aldık oradan. Çamaşır zorluyor gençleri. Birkaç üniversite rektörümüzü aradım, bodrum katlarınızda bize çamaşırhane kurabileceğimiz yer verir misiniz diye, bize ‘hazır' dediler. Oraya birkaç makine koyduğumuzda öğrencimiz çamaşırını sabah getirsin, akşam alsın. Millet kıraathanesi gibi yurt dışında adı ‘uyanık kütüphane' diye tabir ediliyor, üniversitelerin bulunduğu bölgelerde de butik şekilde 24 saat açık kütüphaneler, 10 ayrı yer belirledik. Bir de gençlerimiz ders çalışıyorlar, bir spor ve kültür sanat ile uğraşmazlarsa kötü yollara gitme ihtimali yükseliyor. Kültür sanat projeleri hazırladık. Saraçoğlu Mahallesi'nde Cumhuriyet döneminin ilk bürokratları kalmışlar, o evlerin her birini bir sanat dalına ayırmayı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Golan'ın Suriye'ye ait olduğu tescil edildi” 
ABD Başkanı Trump'ın Golan Tepeleri üzerinde İsrail egemenliğini tanıyan başkanlık kararını imzalamasının dünyada tepkiyle karşılandığı hatırlatılarak, konuya alakalı değerlendirmesinin sorulması üzerine Erdoğan, Golan'ın 1967 Anlaşmaları ile Birleşmiş Milletler tarafından tamamıyla Suriye'ye ait olduğu tescil edilmiş olan topraklar olduğunu vurguladı. Buranın İsrail'le yakından uzaktan alakası olmadığına dikkat çeken Erdoğan, “Trump, ali kıran baş kesen, ‘ben yaptım oldu' diyor. Senin yapıp etmenle bu iş olmuyor. Geçen hafta benim Macron ile bir görüşmem oldu, ne düşünüyorsun dedim ‘Ben de senin gibi düşünüyorum. Trump ile görüşmem olacak, kendisine de bunu söyleyeceğim, burayla sizin alakanız yok' dedi. Putin açıklamasını yaptı, Lavrov aynı şekilde açıklamasını yaptı. Dolayısıyla yani şu anda Trump'ın attığı bu adımın ne BM Genel Kurulunda ne BM Güvenlik Konseyinden onay alması mümkün değil. Bizler şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı olarak ayrıca oraya da bunu taşıyacağız. Maalesef körfezdeki ülkeler, Müslüman ülkeler bu noktada kararlı bir duruş sergilemiyorlar. Ciddi bir ses bunlardan çıkmıyor, insanı üzen bu. Ben şuanda İİT dönem başkanıyım, üzerime düşeni yapıyorum. Ve o gün toplantıdan sonra sonuç bildirgesi de vurucuydu” şeklinde konuştu.

“Görüşmek istemekte zorlanıyoruz” 
İsrail'de 9 Nisan'da seçim olduğunu hatırlatan Erdoğan, “9 Nisan'daki seçim için Trump, orada Netenyahu'ya şu anda destek veriyor, derdi bu. Damadını gönderiyor, orada destek çalışmaları yapıyor. Çünkü Netenyahu yolsuzluklara adı karışmış olan bir adam. Karısının yolsuzluklara bulaşmış bir hali var. Bundan dolayı ciddi manada bir sıkıntı içerisinde. ‘Ben ona desteği verirsem onu kurtarırım.' Böyle bir gayretin içerisinde, kurtarsan ne olur, kurtarmasan ne olur. Her şeyden önce insanlık sana nereden bakıyor, nasıl bakıyor? Biz zaman zaman görüşüyoruz, şimdi bu tür haller meydana gelince doğrusu biz görüşmek bile istemekte zorlanıyoruz. Çünkü adalet bizi birleştiren en önemli kavramdır. Biz yalnız da kalsak bu işlerin üzerine gideceğiz. Ben bunların artık ciğerlerini okudum” dedi.  

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2019, 02:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER