(Özel) Bitlis Eren Üniversitesi kendi İHA'sını üretti

(Özel) Bitlis Eren Üniversitesi kendi İHA'sını üretti

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü, kendi insansız hava aracını (İHA) üretti.
Elektrik Elektronik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Muhammet Fatih Kuluöztürk ve öğrencileri, aylar süre yoğun çalışmalar sonucunda kendi ‘Gökyüzünün Gözü’ adını verdikleri İHA’yı üretti. Uzmanlık alanı nükleer elektronik olan Kuluöztürk, öğrencilerinin isteğiyle Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna (TÜBİTAK) proje sunarak destek aldı. BEÜ tarafından oluşturulan 4 farklı takım sadece İHA projesini destekleyen TÜBİTAK sayesinde kendi İHA’larını yaptı.
İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Öğretim Görevlisi Dr. Muhammet Fatih Kuluöztürk, bu sayede Teknofest etkinliğine girme şansını yakaladıklarını söyledi. Kuluöztürk, “Elektronik ana bilim dalında görev yapıyorum. Uzmanlık alanım nükleer elektronik. Ancak elektroniğe bir hobi anlamında ilgim var. Bunu bilen öğrenci arkadaşlar, Türkiye genelinde öğrenci etkinlikleri proje yarışmaları anlamında sürekli araştırmalar yapıyorlar. Bu araştırmaları yaparken en son TÜBİTAK’ın düzenlemiş olduğu İHA konusundan haberdar olmuşlar. Bu konudaki ilgimi de bildikleri için danışman olarak benimle temasa geçtiler. BEÜ adına bir İHA yapalım fikri ortaya çıkmış oldu. Bizler de ön ayak olarak onların önlerini açmaya çalıştık. Bu konu hakkında ne öğrencilerin ne de bizim herhangi bir bilgimiz yoktu. Zaman içerisinde tecrübe ediniliyor, ama sonuçta bu işe girmek istedik. Üniversitemizden 4 farklı takım oluştu ve başvuru yaptık. Bu başvurulardan bizimki ön raporlardan geçti. Daha sonra TÜBİTAK’ın belli bir miktar ön desteğini aldıktan sonra artık resmen kendi İHA’mızı yapmaya başladık. Biz 4 pervaneli bir quadcopter tasarladık. Toplamda en fazla 5 kilo kalkış ağırlığına sahip bir şey öngördük. Buna göre İHA’mızın kendi gövdesini tasarladık. Gerekli olan alet ekipmanları belirlemek için öğrenci arkadaşlarımız baya bir ön çalışma yaptılar. Bu ön çalışmalarla toplantılar yapıp optimum ihtiyaçlarımızı belirleyip buna göre malzeme alımlarımızı yapmaya başladık. Tabi bunları yaptıktan sonra dronemizi bir araya getirdik, bazen başarılı bazen de başarısız olduk. Hatta bu test uçuşları sırasında dronemiz büyük hasarlar bile aldı. Ancak yedek malzememizle dronemizi tekrardan ayağa kaldırıp en son detaylı tasarım raporunu TÜBİTAK’a verdikten sonra nihayetinde yarışmaya katılabilecek son 85 takım arasına girebildik ve üniversitemizi bu yıl ilk defa düzenlenen Teknofest etkinliğinden İHA yarışmalarında temsil etme fırsatı bulduk” diye konuştu.

"Bizim buradaki temel amacımız, bir etkinlik olsun gidelim drone uçuralım değil"
Temel amaçlarının drone uçurmak olmadığını, esas amaçlarının Bitlis’in adını duyurmak olduğunu sözlerine ekleyen Kuluöztürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu süreçte Bitlis’in konumundan kaynaklı imkan ya da imkansızlıklarından kaynaklı bir dizi zorluklar yaşadık. Bu gibi ürünleri ortaya çıkarmakta sanayinin yeterli düzeyde tekniklere veya ekipmanlara sahip olmaması gibi konularda ya da bazı esnafımızın bu konuya çok sıcak bakmaması, ama bunun yanında bilmediği halde sırf memleketin adını duyurmak adına bizlere her konuda yardımcı olan esnafımız da oldu. Erhan ustamız olsun, Gökhan ustamız, sanayide tornacı Şeker ustamız olsun, bizlere çok yardımcı oldular. Bizim buradaki temel amacımız, bir etkinlik olsun gidelim drone uçuralım değil. Bulunduğumuz şehir anlamında hem daha batıdakilerin üniversitemize ve bu bölgeye bakış açısını kırmak ve yapabildiğimiz şeyleri göstermek, hem de buradaki arkadaşların özgüven eksikliklerini ortan kaldırmaktı. Biz en temelde bu fikirsel konuları aşarsak bundan sonrasının gerisi çalışmaktır. Çünkü biz de hiç bilmediğimiz konulara girip tamamen burada ürünler ortaya koymaya çalışıyoruz. Teknofest etkinliği muazzam bir etkinlik. Oraya gidip bulunmak ve gezmek bile insana ilham veren bir olay. Bu etkinlikteki amaca bizde kendi çapımızda devletimiz ve şehrimiz adına hizmet etmek istiyoruz. Bu işi burada bırakmayacağız. Benim burada olmamız şart değil, kişilerin hiçbir önemi yok. Yeter ki istekli arkadaşlar olsun. Onların önlerini açan kişiler ve yöneticiler, onlara destek olmak isteyen iş adamları olsun, buradaki öğrencilerimizin çok daha güzel işler başaracağına inanıyorum.”
Eren ailesine desteklerinden dolayı da teşekkür eden Kuluöztürk, “Bu göz ardı edilebilecek bir şey değil. Bir insan çıkar, yaptığı tek bir buluşla bölgede çok katma değeri olan işler ortaya koyabilir. Bu anlamda devletimiz sağ olsun ve Eren ailesini tebrik ediyorum. Ben bu kadar memleketine sahip çıkan insan çok görmedim, hatta hiç görmedim. Benim için en büyük örnek kendileridir. Çünkü vizyonlarını çok takdir ediyorum. Memleketleri adına çok çalışıyorlar. Allah nasip ederde daha da çok hizmet ederler. Onların ve devletimizin katkısı sayesinde Bitlis, bölgedeki yeni kurulan üniversitelere göre biraz daha sıçramasını fazla yapabildi. Hem yapılanma anlamında hem de akademik kadro oluşturma anlamında bir şekilde sıyrıldı diyebilirim. Tabi ki bölgedeki diğer üniversitelerimizde de duyuyoruz, güzel işler yapıyorlar. Bitlis imkan anlamında daha az olmasına rağmen üniversitemizin gelmiş olduğu nokta daha ileri bir noktada. Devamın olması için Bitlis esnafının ve halkının da desek olması lazım, sadece devletin ve Eren ailesinin desteğiyle olmaz. Ben kendi bölümüm adına ve kendimi dışında tutarak konuşacak olursam, akademik kadrosu gayet yeterli ve imkanları oldukça iyi seviyededir. Çünkü ben Fırat Üniversitesinden geldim. Fırat Üniversitesinin de lisans eğitimi adına sahip olduğu imkanları da biliyorum. Bu anlamda çok daha modern, çok daha gelişmiş laboratuvarlarımız var” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 27 Eylül 2018, 09:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER