Mütevazi olmak

Çok kibirli olursan, her aptala kanarsın

Özverili olursan, her gün ayrı yanarsın

Alçak gönüllü olmak, yakışır her insana

Yüksekten uçup yere, çakılana baksana”

Atakan Korkmaz


İnsanlar büyük siyasetçii olabilir, büyük işadamı olabilir, büyük sanayici, büyük sermaye sahibi de olabilir ama bu sıfatlara sahip olmakla hiçbir zaman büyük insan olunmaz.

“Küçük dağları ben yarattım” edası ile gururlu, kibirli bir şekilde oturması, yüz ifadesi, ses tonu, bakışları, giyim tarzı ile karşısındaki insanı hor görerek de büyük insan olunmaz.

Büyük İnsan;

Mütevazilik ile olur,

Alçak gönüllülük ile olur,

Kibirlenmeden gururlanmadan olur,

Ahlâkî kuralları benimseyerek ve özümseyerek olur.

Mütevazilik, fakirden çok zengine, memurdan çok amire, cahilden çok alime, halktan çok idareciye lazım olan sosyal bir olgudur.

Acaba ne kadar mütevaziyiz alçak gönüllüyüz, hiç düşündük mü peki? Kibrimiz veya gururumuz alçak gönüllüğümüzü bastırıyor mu? Alçak gönüllü olmak ne kaybettirir bize.
Hepimiz alçak gönüllüğün anlamını biliriz ama uygulamaya gelince yapamayız.

Sabah yolda gördüğümüz her hangi birisine gülümsemek, bir selam vermek günaydın demek çok mu zor? 

Yaşlı birine yardım etmek, gönlünü almak çok mu zor?

Çok zengin olmak birisine yardım etmemize, gönlünü almamıza engel mi?

Maddi olarak zengin olmak karşımızdaki insanın karşısında böbürlenmemizi mi gerektirir? Kendi çıkarımız için mi yardım etmeliyiz birilerine? Kim bu dünyada baki kalacak? Birilerini memnun edince en az bizimde onlar kadar memnun olacağımızı düşünebiliyor muyuz?  Belki içimizde birçok alçak gönüllü insan var. Kendisini yüksek görmeyen mütevazi insan var. Asla sözüm onlara değil. Mütevazi ve alçak gönüllü davranarak, bir insanın yüzüne tebessüm gelmesini sağlıyorsak ve bunun sebebi de biz isek bundan büyük mutluluk olabilir mi?

Hz. Mevlana’nın asırlar öncesinden günümüze kadar gelen önemli miraslarından biri de yedi öğüdüdür. Ölümünden sonra yaklaşık sekiz yüzyıl geçmesine rağmen hoşgörünün sembolü olan Hz. Mevlana unutulmamış, felsefesi kaybolmamıştır. Gerek kişisel gerekse toplumsal pek çok problemin reçetesi olan bu yedi altın öğüt şöyledir:

Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu Gibi Ol

Şefkat ve Merhamette Güneş Gibi Ol

Başkalarının Kusurlarını Örtmede Gece Gibi Ol

Hiddet Ve Asabiyette Ölü Gibi Ol

Tevazu Ve Alçak Gönüllülükte Toprak Gibi Ol

Hoşgörülülükte Deniz Gibi Ol

Ya Olduğun Gibi Görün, Ya Göründüğün Gibi Ol

Kısacası; “Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir. Böbürleneni Allah alçaltır. Allah'ı çok ananı Allah sever” Hadis-i Şerifi, düşüncelerimize ve gönlümüze yansımalıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşe kaya
Ayşe kaya - 1 hafta Önce

irfan bey ilgiyle takip ediyorum gayet güzel konulara değiniyosunuz yüreğinize ve kaleminize sağlık

Sami guler
Sami guler - 7 gün Önce

Süper kalemine sağlık