Antibiyotik Direnci İnsanlığı Tehdit mi Ediyor?

Antibiyotiğin Tanımı ve Tarihsel Gelişimi

Antibiyotik sözcü­ğünü ilk kez 1940’larda Waksman kullanmıştır. Sözlüklere göre Yunanca anti (karşıt) ve bios (canlı) sözcüklerinden türetilen antibiyotik sözcüğü, yine sözlüklerdeki tanımlamasıyla; Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan ya da yapay olarak üretilen, bakteri ve diğer mikroorganizmaların gelişimini durduran veya onları yok eden maddelerin ortak ismidir. Sağlık bilimlerinin gözleminden eski dönemlerden beridir doğada da antibiyotikler doğal olarak bulunmakta­dır. Genel olarak bakıldığında doğal antibiyotikler dünyada ekosistemin bir parçasıdır. Sir A. Flemming’in 1928 yılında Penicillium notatum kolonilerinin bakterilerin üre­mesini engellediğini göstermesi ve bunun sonrasında penisilinin ilaç olarak 1941 yılında kullanıma girme­siyle yeni bir dönem, “antibiyotik çağı” başlamıştır. Günümüzde, sağlıkta yaygın olarak kullanılan, doğal, yarı sentetik ve sentetik antibiyotikler mevcuttur.

                                      

İnsan Hayatında Antibiyotiklerin Önemi Nedir?

Ülkemizde antibiyotikler, en çok kullanılan ilaçlar içerisindedir ve bunların önemli bir kısmının gereksiz ya da yanlış kullanılmakta. Antibiyotikler, bakterilerin sebep olduğu ölümcül ve bulaşıcı hastalıkların tedavisi ile birlikte bu bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için kullanılan ilaçlar olarak tanımlanıyor. Bu ilaçlar, yaklaşık olarak 70 senedir yaygın olarak kullanılmaktadır.  Modern tıpta antibiyotiklerin akıllı ve rasyonel şekilde kullanılması ile çağımızda insan ömrünün ortalama yaklaşık 15-20 sene uzadığı ve milyonlarca insanın enfeksiyon hastalıklardan kurtulduğu bilinmektedir.  

                                                            

Antibiyotik Direnci Nedir?

Antibiyotiğin bilinçsiz kullanılmasının sebep olduğu en temel ve önemli sorunlardan biri; o bakterinin antibiyotiğe karşı “direnç” kazanmasıdır. Şöyle ki, bir antibiyotiğin bilinen bir bakteriyi öldürme veya çoğalmasını durdurma özelliğinin yok olması, o bakterinin o antibiyotiğe direnç geliştirdiği anlamına gelmektedir.  Başka bir deyişle, bir bakterinin antibiyotiğe karşı dirençli hale gelmesi, o antibiyotiğin yol açtığı enfeksiyonların tedavisinde kullanılamayacağı anlamına geliyor.

Antibiyotik direnci, son yıllarda global sağlık gündeminin en önemli meselelerinin başında gelmektedir. Gerek halk sağlığı üzerine gerekse ekonomik yük sebebiyle yalnızca dünya çapında sağlık gündeminin değil, genel anlamda global gündemin de en önemli başlıkları arasında yer almıştır. Özellikle son zamanlar dünyada hızla artan antibiyotik direnç oranları, global sağlık, sürdürülebilir kalkınma, global ekonomi, ticaret ve ülkelerin istikrarı üzerinde etkili olup önümüzdeki yıllar da çok önemli etkiler yaratacağına ilişkin tahminler her geçen gün artmaktadır.

                                              

Birleşik Devletler Hastalık Kontrol Merkezine (Center for Disease Control, CDC) göre, her yıl yaklaşık olarak 2 milyon kişi antibiyotikler ile tedavi edilemeyen bakterilerce enfekte olmakta ve bunların 23 bin kadarı yaşamını yitirmektedir. Avrupa’da, antibiyotik dirençli bakteriyel enfeksiyonlar nedeni ile her yıl yaklaşık 25 bin bireyin ölüm sebep olmaktadır. Ekonomik maliyet, yaklaşık 1,5 milyar Euro”dan fazladır. Görüldüğü gibi, antibiyotik direnci ciddi ekonomik kayıplara da neden oluyor. Ama gelişmekte olan ülkelerde durum net ortaya konulmamıştır. Küresel halk sağlığı yönünden dikkate alındığında, antibiyotik direncine bağlı olarak her yıl ortalama yaklaşık 700 bin bireyin hayatını kayıp ettiği görülmektedir. Buna ek olarak direnç oranının bu hızla artmaya devam etmesi durumda, 2050 yılında antibiyotik direncine bağlı olarak her yıl 10 milyon bireyin hayatını kaybedeceği öngörülmektedir.

Antibiyotik Direnci Sadece Direnç Gelişen Hastalar İle Sınırlı mıdır?

Şöyle bir örnek verelim, bir tansiyon hastası düşünün, bu hasta eğer tansiyon ilaçlarını doktorun önerdiği ve eczacının bilgilendirdiği şekilde kullanmıyor ise, hasta kullandığı ilaçların faydasından yeterli yararlanamaz, bir takım sağlık sorunları ile karşılaşır ve nihayetinde hasta hayatını kayıp edebilir. Sonuç olarak sağlık yönünden başka bir birey bu hastalıktan etkilenmez. Şöyle ki, iki taraf var “hastalık” ve “hasta”.

 Fakat hasta eğer enfeksiyon hastası ise ve aldığı antibiyotiği doktorun önerdiği ve eczacının bilgilendirdiği şekilde kullanmıyor ise, hasta kullandığı antibiyotiğin faydasından yeterli yararlanamaz, bir takım sağlık sorunları ile karşılaşır ve nihayetinde hasta hayatını kayıp edebilir. Amma tansiyon ilacı örneğindekinden farklı olarak olarak sağlık yönünden başka bir birey bu hastalıktan tablosundan etkilenir. Şöyle enfeksiyon hastasında üç taraf var; “hastalık”, “hasta” ve “bakteri”. Bu hasta antibiyotiğini doğru kullanmadığından dolayı, hastada var olan bakteri hızlı bir şekilde direnç geliştire bilir ve dirençli bu bakteri başka kişilere (örn. çocukları, arkadaşları) bulaşabilir. Sonuç olarak, antibiyotik direnci sadece direnç gelişen hasta ile sınırlı olmadığını ve diğer insanlar içinde önemli tehdit oluşturduğunu görüyoruz. Hatta bir kıtada gelişen dirençli bakteri hızla başka kıtalardaki ülkelere de yayılmamaktadır (uçak bv araçlarla).  

                                                    

Ülkemizde Antibiyotik Kullanımı Ne Durumda?

Türkiye, OECD ülkeleri arasında kişi başına antibiyotik kullanımı en fazla olduğu ülkeler arasındadır. Şöyle ki, 10 reçetenin en az 3 de antibiyotik yazıldığı tespit edilmiştir.  Dolayısı ile fazla antibiyotik tüketiminin sonucu olarak da direnç oranları farklı ülkelere kıyasla ülkemizde fazla bulunmuştur. Ayrıca direnç gelişimi sadece hastanelerde değil, toplumda ortaya çıkan basit bakteriyel enfeksiyonlarda da tedavi zorluğuna neden olmaktadır. Örnek vermek gerekiyor ise,  idrar yolu enfeksiyonu geçiren bireylerin yaklaşık 1/3 birinde ağızdan bir antibiyotik ne yazık ki verilemiyor. Bu tablo aynı zaman da, alt/üst solunum yolu enfeksiyonları ve deri enfeksiyonları için de geçerli olmuştur. Antibiyotik kullanımı akıllı değil bilinçsizce devam ederse, hem ülkemizde hem de tüm dünyada, yakın gelecekte insanoğlunu zor günler beklediğini hissetmek çok nettir. Akılsız antibiyotik alımı, her yaş grubunda tehlikelidir; ama özellikle çocuklar/yaşlılar ve hamileler her zaman en duyarlı hasta grubunu oluştururlar. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de akıllı antibiyotik kullanımını yaygınlaştırmak için ciddi önlemler alınmaktadır. Bunun ülkemizde en önemli örnekleri sağlık bakanlığının toplumumuzu farklı kamu spotları ile bilgilendirmesi ve reçetesiz antibiyotik kullanımın önünü kesmesidir.

                                 

Antibiyotik Ateş Düşürmek İçin Kullanılabilir Mi?

Kesinlikle antibiyotikler ateş düşürücü değildir ve ateş düşürmek için kullanılmaz. Ne yazık ki ateş düşürmek için antibiyotik kullanım oranı % 40 tır. Bu amaçla antibiyotik kullandığımız zaman, vücudumuzun bağışıklık sistemini zayıflatmış oluruz ayrıca antibiyotik karşı direnç gelişimini başlatıyoruz.

                                                        

Grip, Nezle ve Rinit Gibi Hastalıklarda Antibiyotik Kullanılır Mı?

Virüslere antibiyotikler etki etmez. Bu nedenle viral hastalıklarda antibiyotik kullanılmaz. Rinit, grip ve nezle tablosu daima viraldir, bakteriyel bir hastalık değildir. Dolayısı ile bu hastalıklarda antibiyotik kullanılmaz. Bu hastalıklarda antibiyotik kullanımı, vücudumuz için artı artı negatif yük olur ve antibiyotik direncinin gelişmesine neden olur.

                                                     

İlaç uzmanı Dr. Öğr. Üyesi  Oruc Allahverdiyev, "bilinçsiz antibiyotik kullanımı ayrıca diğer önemli ciddi sağlık sorunları oluştura bileceğini söyledi". Bu sağlık sorunlarından bazıları aşağıda ki gibi olabileceğini açıkladı; 

i. Antibiyotiğin türüne bağlı olarak ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir; Ortaya çıkan bu alerjik reaksiyonlar hafif bir kızarıklık ve ya kaşıntı gibi olabileceği gibi, aynı zamanda ölümle sonuçlanabilecek ciddi alerjik reaksiyonlar  (anafilaktik şok) ile de sonuçlanabilir,

ii. Hamilelikte bilinçsizce antibiyotik kullanımı; Engelli bebek (örn, sağır, gelişmemiş beyin) doğumlarına ve bebek ölümlerine/düşüklere neden olabilir,

iii. Çocuklarda bilinçsizce antibiyotik kullanımı; Sağırlığa, zeka geriliğine ve ciddi alerjik reaksiyonlar  (anafilaktik şok) ile de sonuçlanabilir,

iv. Karaciğer rahatsızlıkları oluşturabilir; Var olan karaciğer rahatsızlığını daha da kötüleştirebilir. Bundan dolayı karaciğerden parçalanarak atılan antibiyotikler kullanılmamalıdır,

v. Böbrek yetmezliği yapabiliyor; Böbreklerden atılan antibiyotikler böbrekler üzerinde ciddi toksik etkiler oluşturabilir. Genel olarak akut böbrek yetmezliğinin ortalama 1/5, kullanılan ilaçlar bağlı olarak gelişir,

vi. Bilinçsizce antibiyotik kullanımı; planlanmayan gebeliğe neden olabilir. Örneğin gebeliği önleyen bir ilaçla antibiyotik birlikte kullanıldığı zaman, antibiyotik gebeliği önleyen ilacın etkisini azalta bilir ve sonuç olarak, istenmeyen gebelik gelişebilir,

vii. Bilinçsizce antibiyotik kullanımı; elektrolit dengesini bozan bilen ciddi ishale yol açabiliyor. Elektrolit dengesini bozulması ölümle sonuçlanabilir,

viii. Bilinçsizce antibiyotik kullanımı; normalde bağırsaklarımızda 400’den fazla bakteri türünün olduğu biliniyor bu bakteriler hastalık oluşturmaz bizim için faydalıdır. Gelişigüzel antibiyotik kullanımı bu bakterilerin ölümüne neden olabilir ve vitamin eksikliği gibi önemli problemlerin gelişmesi ile sonuçlanabilir.

ix. Bilinçsizce antibiyotik kullanımı; Ciddi kalp damar hastalıklarına ve serum hastalığına neden olabilir.

x. Obeziteye neden olabiliyor; günümüzde yapılan çalışmalar; özellikle bebeklik ve çocukluk çağında daha çok fazla antibiyotik kullananlarda obezite oranının fazla olduğunu gösteriyor.

SONUÇ OLARAK, doktorun önerdiği durumlarda antibiyotik kullanılmalıdır. Antibiyotiğin yeterli kullanım süresine ve kullanım zamanına dikkat edilmelidir. Eğer bir antibiyotiğin 5 günlük kullanımı yazılmışsa, kendimizi 3. gün iyi hissetsek (yalancı iyilik) bile 5 gün kullanmamız lazımdır. Ayrıca kullanım zamanlarına uymamız gereklidir. Şöyle ki eğer antibiyotiğimizin 12 saat aralıklarla kullanılması önerilmişse, mutlaka 12 saat aralarla almamız vacibidir. Yukarıda ki sorunlarla karşılaşmamak için; kendi başımıza karar vererek ve ya eş, dost ve arkadaşların tavsiyeleri ile kesinlikle antibiyotikler kullanılmamalıdır.

                                                         

1. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/antibiotic-resistance

2. https://www.health.govt.nz/your-health/conditions-and-treatments/treatments-and-surgery/medications/antibiotic-resistance

3. https://www.klimik.org.tr/wp-content/uploads/2016/10/D%C3%BCnyada-Antibiyotik-Direnci-F%C3%9CSUN-CAN.pdf

4. https://tr.euronews.com/2018/11/07/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-oecd-de-antibiyotiklere-direnc-oraninda-turkiye-ilk-sirada

5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4378521/

6. https://www.nature.com/articles/d41586-018-07031-7

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ģökhan Oto
Ģökhan Oto - 1 hafta Önce

Hocam tebrik ederim, güncel bir konu hakkında farkındalık yaratmak adına çok faydalı ve herkesin okuması gereken bir makale. Teşekkür ederiz...

Yaşar
Yaşar - 1 hafta Önce

Başarılar hocam

Eczaci
Eczaci - 1 hafta Önce

Başarılar dilerim hocam

Serkan Yıldırım
Serkan Yıldırım - 6 gün Önce

Hocam tebrik ederim
Yine hocaliginizin hakkını vermissiniz
Emeğinize sağlık yerinde ve anlamlı yazınız için teşekkür ederiz

Adem Arvasi
Adem Arvasi - 6 gün Önce

mükemmel anlatım bravo

Eczacii
Eczacii - 6 gün Önce

Tebrikler hocam..sağlıkla ilgili bilinen yanlışların düzelmesi için iyi bi yazı ve çalışma olmuş devamının olması temennisi ile

Nur Doğan
Nur Doğan - 6 gün Önce

Teşekkür ederiz sevgili hocam. Sizinle gürür duyuyoruz.

Yiğit
Yiğit - 4 gün Önce

Teşekkürler hocam